Cuma, 15 Aralık 2017 12:03

Başka Bir Bakış Açısı Mümkün Özel

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF) yaşadığımız dünyaya dair farkındalık yaratmak için bu sene 10. Kez seyirciye kucak açtı.

 Bir ömür boyunca neyin sürmesini isterdiniz? Mutlu bir aşk, çok para, sınırsız eğlence, güzel kıyafetler… Peki, size vaat edilen birçok güzelliğin aslında çalıntı bir gelecekten ibaret olduğu söylense ne düşünürdünüz? Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali; satın aldığımız her taşlanmış kot için, pet şişelerde aldığımız sular için, daha güzel olalım diye kullandığımız kozmetikler için kısacası tüm endüstriyel ürünleri tüketmeden önce iki kere düşünmemizi sağlamak için yola çıktı. Bu yıl 10. yılında 10 farklı şehirde izleyicilerle buluşan SYFF’nin bir ayağı da Bursa’daydı. Bursa'da düzenleyici kurumlar; Aykırı Sinema Derneği, Koza Dağcılık Kültür Sanat ve Spor Kulübü Derneği ve Nilüfer kent Konseyiydi. 22-26 Kasım tarihleri arasında Sanat Mahal’de düzenlenen bu ücretsiz etkinliğin organisazyon ekibinden Esma Yazıcı ve festival ekibi ile festivale dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik:

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’yle nasıl yollarınız birleşti?

Gönüllülük birleştirdi aslında. Daha doğrusu bu festivali İstanbul’da düzenleyen ekibin bir parçası benim kuzenim. Kendisi de mimar. Ben İstanbul’ a gidiş gelişlerimde, ondan festivale hazırlık aşamalarını gördüm. Festival 2008 yılından beri İstanbul’ da gerçekleşiyor. Her yıl büyük bir özveriyle  ve keyifle gerçekleştirdiklerini görünce Bursa gibi bir şehirde neden gerçekleşmiyor diye sordum. Sen gerçekleştirebilirsin dediler. Biz de o yıl -biraz tek başına ve acemice oldu ama- burada tek günlük bir festival organizasyonu gerçekleştirdik. Sağ olsun Nilüfer Belediyesi destek oldu.  Akademik Odalar Birliği Oditoryum ’da bir günlük bir gösterim yaptık, 8-9 tane film. Daha sonra ertesi yıl bu festivali tekrar düzenlemek için görüşürken internette bir duyuru yaptılar. Siz de kendi şehrinizde düzenleyebilirsiniz diye. O arada  Aykırı Sinema derneği  ve Koza Dağcılık ve  İstanbul’daki ekiple iletişime geçmişler “Biz de Bursa’da düzenlemek istiyoruz” diye. Oradaki arkadaşlar da bizi buluşturdu.  Daha son Nilüfer Kent Konseyi dahil oldu ve  Bursa ekibini oluşturduk. Ayrıca festival ekibinde düzenleyici kurumlar dışında bağımsız gönüllü olan bir çok arkadaşımız var.

Sürdürülebilirlik kavramından en basit haliyle ne anlamamız gerekiyor tam olarak?

Adı üstünde aslında... Hayatın devamlılığını anlamamız gerekiyor; çünkü endüstriyel üretim ticari faaliyetler ekonomiyi canlandırabilir ama bir yerlerde de öldürüyor. Doğayı, hayvanları, insanları da öldürüyor. Eğer dünya bu şekilde tüketilmeye devam ederse hayat bir gün duracak gezegen ölecek. Hayatın devamlılığı doğaya daha az zarar vererek üretmenin yolları araştırılması lazım. Mesela bugün gördüğümüz herhangi bir çiçeği ya da hayvanı gelecekte çocuklarımızın da görmesini sağlamak sürdürebilirlikten kasıt bu yani.

Festivale geri dönecek olursak; katılımcı sayısından memnun kaldınız mı?

İstanbul’da ciddi bir takipçi kitlesi olduğunu biliyorum. Ben oraya gittiğimde hep dolu salonlarda izledim. Bursa için tek günlük bir etkinlik olduğu için tek günde 150  kişi geldi. Geçen yıl tam rakamı hatırlamıyorum ama toplamda 750 oldu diye hatırlıyorum. Ama bu yıl sadece açılışta 150 kişi vardı. Açılıştan önce de kokteyl oldu. Bir organizasyonun kök salabilmesi için biraz zamana ihtiyacı var. İlk yıl bir adım atıyorsunuz. Takipçisi de Hollywood filmi portföyüne sahip değil ama işte ilk yıl bir adım atıldı. İkinci yıl biraz daha gelişti. Bu yıl çok çok daha iyi başlangıç yapıldı ve devam ediyor. Görükle biraz şehir dışı olmasına rağmen yükselerek devam ediyor katılım sayısı. Dediğim gibi hem zamanla hem de küçük de olsa çekirdek takipçisi oluştu. Buna her geçen yıl birileri ekleniyor. Katılımcılar artıyor organizasyon gönüllü ekibi de artıyor.

Bu festivalin insanlarda bir farkındalık yarattığı açık; nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Mesela, bir filmde moda endüstrisinden bahsediyordu. Nehirlerin nasıl zehirlediğine dair bir filmdi. Bu filmi izleyen herkesin kafasından artık popüler bir markadan bir üründen alırken dünyada nelere zarar verdiğini gördüğünü düşünüyoruz. Artık kot pantolon giymeyiz diye görüşler aldım ben birkaç kişiden. Onun taşlanması gerçekten çevre felaketi. Litrelerce su, kimyasal kullanılıyor. Zaten burada insanlara bir tek filmi izleyerek birdenbire çok ciddi radikal dönüşümler yaşamalarını beklemek hayal olur. Bizim amacımız biraz daha sensörleri açmak ve düşünmediği şeyleri düşünmelerini sağlamak. Bu insanların hayatlarının geri kalanında bir adım atarken ikinci bir kez düşünmelerini sağlamanın önemli olduğunu düşünüyorum ve inanıyorum. Kendi yeğenimden biliyorum: İnanılmaz bir alışveriş düşkünü ama modayla ilgili ilk yıl gösterilen bir film vardı. Ondan sonra alışveriş yaparken alışkanlıkları değişmeye başladı. Iphone kullanırken neler olduğunun o da farkında. Geçtiğimiz yıl hava kirliliği ile ilgili bir film vardı. Onu bana sürekli hatırlatıyor. Filmde böyle demişti diye. Gerçekten insanların birer cümleyle de olsa hayatlarını etkilediklerini düşünüyorum.

Festivalin daha çok insana ulaşması için yeterli tanıtımın yapıldığını düşünüyor musunuz, eksik kaldığınız noktalar olduğunu düşünüyor musunuz?

Tabii ki oluyor eksiklikler ama sosyal medya gücünü kullanarak ulaşım sağlıyoruz. Geçen yıl organizasyondaki ortaklarımızdan biri Nilüfer kent konseyiydi. Mahallelere kuryeyle afiş programları gönderebiliyorlar ama bu sene Osmangazi ve Yıldırım da var. Bunu bizim bireysel çabalarla her mahallenin muhtarlığına gidip asabilmemiz mümkün değil. Belli bazı noktalarda duyurusunu yapmaya çalışıyoruz. Belki önümüzdeki yıllarda Osmangazi ve Yıldırımda duyurusunu daha fazla yaparak şehrin doğu tarafına da ulaşması sağlanabilir. Sosyal medyanın sınırı yok yani oradaki insanların da duyduğunu düşünüyorum. Zamanla bir aşinalık olacak. Önümüzdeki yıl “Böyle bir festival vardı” diyecekler. Oradan bu yıl gelip etkilenen biri bir başkasına anlatacak. Zamanla değişip gelişecek.  Bunun örneği de bu senenin önceki yıldan daha kalabalık olması. Festivale her gün gelen izleyiciler var. Bu çok güzel bir şey. Geçen seneden tanıdığımız izleyiciler var. Demek ki bir etki oluşturmuş. Geçen sene bir kişi gelen bu sene 3 kişi geliyor. Bu da zaten amaçladığımız bir şey.

Organizasyon sadece film gösterimlerinden ibaret değil, başka neler vardı?

 Açılışa Hayat Bazen filminin yönetmeni geldi mesela, Cem Hakverdi. İstanbul’daki hayatlardan bıkıp Bozcaada’ya yerleşen bir çiftin ilk deneyimlerini anlatıyor. 150 kişi vardı filmde. Sonra Cem beyle de etkileşimli bir sohbet gerçekleşti. Daha sonra erkesi gün bir masal dinletimiz oldu. Bu arada festival aralarında küçük söyleşiler müzik dinletileri, filmin konusuyla ilişkili akademisyenler geliyor. Yarım saati geçmeyen sıcak sohbetler. Felsefe bölümünden Abdülkadir Cücel dün Ekoloji ve Etik başlığında küçük bir seminer verdi. Kendisi Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi. Bugün Efsun Dindar çevre mühendisleri odası başkanı, o da Uludağ üniversitesinde akademisyen, seminer gibi ilerlediler. Ders anlatır gibi değil de dinleyicilerin deneyimlerini paylaştıkları izleyicilerle soru cevap şeklinde ilerleyen sıcak bir iletişimin kurulduğu ve bilginin de daha rahat yayıldığı bir etkinlik olduğunu düşünüyorum. Akademik bir dille değil. Özdeş Özbay kampanyası kendisi İstanbul’da kurulan bir dernek kampanyası var. İçme suyunun şişelenmesine karşı çıkma kampanyası. Suyun herkesin hakkı olduğunu hava gibi bir hakkı olduğunu savunuyor. Bugün suyla ilgili bir filmden sonra geldi. Yaptığı çalışmaları bizimle paylaştı o da sıcak bir sohbet oldu. Bugün Efsun hanım söyleşimizi gerçekleştirdi. Yarın bir gramofon dinletimiz olacak.

Önümüzdeki sene festival için planlarınız neler, nasıl geliştirmeyi hedefliyorsunuz?

O kadar çok şey var ki bir de gönüllü organizasyon olunca dört başı mahmur bir festival olamıyor açıkçası illa ki eksiklikler oluyor. Toy bir ruhun getirisi ama ileride nelerin ekleneceği tümüyle zamanla ve yeni gönüllülerle gelişmesiyle olacaktır. Çünkü her yeni insandan yeni fikirler dinliyoruz o da genişletiyor ama mesela önümüzdeki yıldan itibaren Dernekler Yerleşkesini Karaman’daki tesisinde stabil bir yer her yıl belli bir yerinin olmasını istiyoruz ki festivalin takipçileri daha merkezi bir yerde daha az çaba sarf ederek ulaşılabilir olsun ve Bursa’ da uzun yıllar gerçekleştirilen bir belgesel film festivali olsun.

Onun dışında, meditasyon seansımız oldu mesela bu sene. “Feminizm herkes içindir” içerikli bir konuşma oldu. Bu gibi etkinliklerin yanı sıra bu yıl atölye de yapmak istiyorduk ama bir şekilde vazgeçildi. Keşke yapabilseydik. Belki seneye yaparız. Bir takı yapma atölyesi bir sabun yapma atölyesi yapmayı düşünüyorduk. Bu yıl için çok mümkün olmadı. Aralara böyle etkinlikler yerleştirmek istiyoruz. İlk gün çello ve flütten oluşan bir grupla açılışı yaptık. Biz burada herhangi bir etkinlik için bir fiyat ödemiyoruz. Sanat Mahal’e de teşekkür ederiz. Mekan için herhangi bir ücret almadılar. Geçen sene tohum dağıttık. Bu yıl da lavanta kent bostanlarında üretilmiş. Her yıl böyle küçük ekolojik hediyeler veriyoruz. Bunun için herhangi bir ücret ödemiyoruz. Herhangi bir ücrette talep etmiyoruz. Filmlerde ücretsiz gösteriliyor. Her şeyi gönüllüler yapıyor. Herhangi bir bütçeye ihtiyacımız olmuyor. Önemli olan bu etkinliği bir iki kişinin inisiyatifi ile değil de birçok kişinin gerçekleştirmesi yönünde. Lavanta fikri mesela. Lavanta keselerini ben gidip aldım Cumhuriyet caddesinden. Ümit gitti onları doldurdu. Bu benim fikrimdi. Önemli olan beraber bir iş yapma ve beraber bir şeyler üretme. Aynı şekilde Ümit ve diğerleri de aynı fikirde.

Sizler gibi gönüllü olmak isteyen katılımcıların nasıl bir yol takip etmesi gerekiyor size ulaşmak için?

SYFF’nin kendi sitesi üzerinden iletişime geçebilirler, ayrıca Instagram ve Twitter hesaplarımız mevcut. Onlar üzerinden seçici geçirgen bir zar yok. Destek olmak isteyen herkes gelip görev alabilir. Pozitif olan pozitif düşüncelerle burada bizimle olmak isteyen herkes bizimle olabilir.  Seneye ben olmayabilirim. Birileri gelip bu işi sizden daha iyi yaparım derse gelip yapabilir bizim için hiçbir sıkıntısı yok. Gelen herkese kapılarımız açık. Bizde şöyle bir şeyler yaparız diyen herkes buyursun gelsin. Çok keyifli oluyor. Kendi hayatımda da çok stresli olabiliyor. Onlardan uzaklaşmak için iyi oluyor.

Son olarak festivalin en büyük önermesi neydi sizce?

Ben didaktik yaklaşımı çok doğru bulmuyorum açıkçası. Yani insanlara şunu yap demek yerine yapılmaması gereken o kadar çok şey var ki pet şişe mesela kullanmayarak dönüşüme katkıda bulunabilir. Çok fazla alışveriş yapmayarak yapabilir ama dediğim gibi herkesin alışkanlıkları çok farklı. Bu alışkanlıklarında nelerin zararlı olduğunu izlediklerinde kendileri görebilir. Mesela size alışveriş yapmayın dedim. Siz de ben çok alışveriş yapmıyorum zaten diyebilirsiniz ama siz de günde 5 tane pet şişe ile su içiyorsunuzdur, ucu açık yani. Herkesin kendi alışkanlıklarını gözden geçirip kendisi karar verebilir bu filmleri izleyerek. Kitaptan daha güçlü bir dili var en azından şimdiki zamanda. Bunun da insanlara dokunduğunu düşünüyoruz. Herkesin oturmuş bir düzeni var. Bir şeylerden şikâyet ediyor ama kimse karşı çıkamıyor. Bu tarz etkinlikler en azından birilerine dokunarak bir şeyler hissettirebilir. Çok keyifli zamanlar bunlar. Diğer herkes için geçerli olduğunu düşünüyorum. Şikâyet etmektense bir şeyler yapmak daha iyi olur diye düşünüyorum. Orada beraber üretmek önemli. Tek kişinin yapabileceği bir şey değil. Şikâyet etmektense beraber bir şeyler üretmek en güzeli diye düşünüyorum.

Sizin eklemek istediğiniz bir şey kaldı mı?

Filmler çok etkileyiciydi. İzleyiciler çok etkilenerek çıktı. Bence amacına ulaştı. Çünkü o bir kurgu değildi. Gerçekten kirlenen yerleri ve acil müdahale edilmesi gerektiği belgesellerde çok çarpıcı bir şekilde yansıtıldı. Hepsi o kadar güzel seçilmişti ki. Benim izlediğim filmlerin hepsi çok etkileyiciydi ve hep kendimi sorguladım. Diğerlerinde de hep aynı yüz ifadesini gördüm. Konuşulanlar da o şekilde.  Geri dönüşümler hep bu yönde oldu. Farkındalık gerçekten yerine ulaştı. Bu organizasyonu gerçekleştirilmesinde katkıda bulunan Nilüfer Belediyesi’ne, bize yer sağlayan Sanat Mahal’e, Bursa ekibi olarak teşekkür ediyoruz.

 Röportaj: İmran Duman

 

Okunma 1425 defa Son Düzenlenme Cuma, 15 Aralık 2017 12:49

Yorum Ekle

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara ve kimliklere saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

"Bu web sitesi Sivil Düşün AB Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır."

"Bu web sitesinin içeriğinin sorumluluğu tamamıyla Aykırı Sinema Derneği'ne aittir ve AB'nin görüşlerini yansıtmamaktadır."

Etinlikler Takvimi

« Ekim 2019 »
Pzt Sal Çrş Per Cum Cmt Paz
  1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31      

Sosyal Paylaşım

©2019 AykırıSinema.com Tüm Hakları Saklıdır.

Search